Ağlaya Ağlaya Öldük Anam Bacım
Mustafa Çiftci - İletişim Yayınları
Taşra fikri aklımıza basık, umutsuz, terkedilmiş bir sahne olarak yazıldı yıllardır. Kitapta o yanılgının tersine hüznü ve neşesiyle temsil edilen başka bir taşra var.
Bir yandan gözler dolu dolu okunan bir kitap, bir yandan da acayip komik. “Fikret ile Fattirik” öyküsünü okurken bir toplu taşıma aracındaydım. Öyküyü bitiremeden kitabı çantama koydum millet deli zannetmesin diye. Çünkü oturduğum yerde sesli gülmeye başladım.
Benim en çok sevdiğim bölümler çocukların gözünden anlatılan hikâyeler. Özellikle başlarına gelen komik olaylar, akıllarından geçen komik fikirler, hayatı başka bir türlü ciddiye almaları.
Bir zaman sonra benim ağlamam vacip oldu. Bu kadar insan inim inim inlerken benim çekirdek çitlemem doğru olmayacağından çekirdeği bir kenara bıraktım.
O bana dil çıkardı. Ben de ona nanik yaptım.
Cengiz’in annesi son uyarıma kapıyı kapatarak karşılık verdi. Ben çaresiz geri döndüm.
Örtmen hâla anlamıyordu. Cebinden mendil çıkarıp gözlerimi sildi. “Mendil sende kalabilir kuzum. Yapma böyle, benim şair ruhlu miniğim,” dedi. “Her maceradan bir mendil ile ayrılıyoruz anasını satayım…” dedim.
İnsanı içini burkan hikâyeler de var ama bir tür duygu sömürüsünden bahsetmiyorum. Varsıl olanın yoksulun haline acıması gibi bir şey de değil. Hüzünlü bir umut gibi.
“Hah şöyle gül aslanın anası. Benim kimim var? Sen de ağlarsan ben hepten biterim, kölesi olduğum anam,” derim.
O kadar çok süslenir de bilmezler ki mahcup bir gülümseme kadar güzel süs daha verilmemiştir kadın kısmına.
Doktor, senin benim bildiğimize ad koyan kişidir. Doktorlar ad koymasa da ben derdimi bilirim.
Bu da taşradan bir kitapsever kadının evlilik şartı:
Epeyce isteyen vardı, bizimkiler karar veremiyordu. Benim bir tane şartım vardı. “Şartımı annem duysa beni öldürür,” diyordum. “Benim varacağım adam benim romanıma karışmayacak.”
İstanbullu yazar/çizerler, biraz da kendi mutsuzluklarının acısını taşradan çıkartıyorlar diye düşünmeden edemedim kitabı okuyunca. Yazar da bir röportajında [1] “bizi tanımlamayın ama anlamaya çalışın” gibi haklı bir cümle de kuruyor.
Kısa öykülerden oluşan, sade, duygusal bir kitap.
Sözlük: vacip olmak (mecaz) yapılması gerekli olmak, (Arapça)
Sonbahar - 2024