Ağrı Dağı Yolcusu Kalmasın
H. G. Wells - İthaki Yayınları
İçinize sinmeyen bir şeyi baştan sona yeniden yapma hissi vardır ya, her şeyi silip yeniden başlamak. Dünyanın geldiği duruma bakıp, Tanrı'nın aynı hisse kapıldığını düşünün. Yeni bir Nuh Tufanı ile yeni baştan bir insanlık yaratma arayışı.
Felakete doğru sürüklenen bir dünya ve evrensel barış hayalini yitirmek üzere olan entelektüel bir yazar. (Bay Lammock) Tanrı’yı yeniden harekete geçmeye ikna eden koşullar bunlar.
En nihayetinde, insanlara başlarına gelecekleri anlatmanın bir anlamı yoktu. Bırakalım nihai karanlık üstlerine çökene dek kalan son günlerinin keyfini çıkartsınlar diye düşünüyordu Lammock.
Kitabı okuduğumu gören entelektüel inançlı arkadaşlarım büyük ihtimalle bana “ooo, gene şirk peşindesin kardeşim” derlerdi. Zira, Tanrı insan bedenine bürünmüş, bir kulundan yardım istiyor ve sık sık kitabının doğru düzgün okunmadığından yakınıyor. Yeniden başlamak için ikinci bir Nuh’un ayağına kadar gidiyor hatta.
Var olduğum sürece, her şeye kadir değilim. Nasıl olabilirim ki? Teologlar öyle olduğumu iddia ederek son derece aptalca davranıyorlar. Basit ve eleştiriden yoksun bir şekilde göklere çıkarıyorlar beni! Sağduyunun yüzüne bir tokattır bu. Her şeye kadir olmak durağan bir durum gerektirir.
İnsanlar Kitab-ı Mukaddes’i o kadar üstünkörü okuyor ki, buna okumak demeye bin şahit ister! Sofuca bir huşuyla hiç süzmeden yutuyorlar.
İlk hata, ilk insan. Âdem!
“Defalarca,” dedi Tanrı, “Âdem’i adam etmeye çalıştım. O da defalarca aklındaki şeytanın beni alt etmesine müsaade etti.
Once a baş belası always a baş belası: İsrailoğulları!
… fakat İsrailoğulları… O seçilmiş halk! Başıma açtıkları belalar! Onları sürgüne yolladım fakat sonra tekrar geri getirdim. Onları uyarmak ve lanetlemek için peygamber üstüne peygamber yolladım. Lakin nafile.
Tanrı’nın Bay Lammock’a teklifi:
“Benim yardımım ve talimatlarımla bir gemi inşa etmeni teklif ediyorum.”
İnsanlığı yeniden birleştirmek adına af dileyen bir Tanrı.
“Yaptığım her şey için senden af diliyorum. Benden öğrendiklerin dışındaki her şeyi unut. İnsanlığı yeniden birleştirelim. İnsanoğlu bir kez daha dağılmasın. Yeniden başlamak uğruna bu hayattaki tek cesur davaya kendimizi canı gönülden adayalım.”
Yazar kendi kitaplarına, Tanrı’nın ağzından, göndermeler de yapıyor. 😀
“Zaman Makinesi’ni ben yazmadım,” dedi Nuh. “Niye kendimizi kandıralım?” dedi Tanrı. “Aynı fikir Work, Wealth and Happiness of Mankind’ın da ana çerçevesini oluşturuyor. Ve tabii World Brain’in. Yaşlandıkça kendini tekrar ettiğin için bu temayı kitaplarında daha sık kullanıyorsun.”
“Bu kitaplarla hiçbir alâkam yok diyorum sana.”
Peki bunca felaketin amacı ne? Bugünün Türkiye’sinde ve belki tüm dünyada yanıtlamamız gereken bir soru sanki.
“Onları daha sonra belirleriz. Asıl soru şu: Düzeni yeniden mi tesis edeceğiz, yoksa en baştan mı başlayacağız?”
“Yani, bunca felaketin amacı ne ki?”
Din halkın afyonu mudur?
Devrimin ‘Din halkın afyonudur’ dediği doğru tabii ama kurumsallaşmış din gerçekten de öyle. Devrim yaşayan Tanrı’dır; din ise turşusu kurulmuş bir Tanrı.
Büyük Adam Teorisi [1] ile Marx/Marxism eleştirisi de yapıyor yazar.
… “insan hayatına nasıl yeni bir başlangıç yapılabileceği sorusunu yarı-modern şartlar altında Marx, Engels ve Lenin üçlüsü daha önce ele almıştı.
Fakat Marx olmak zorunda olduğu kişi olmuştu: Sürekli tartışan, ahkâm kesen, büyüklüğünün ihlal edilmesine dayanamayan ve kendisinin iflah olmaz bir hayranı olan Engels’in sırtından geçinen bir adam. Elinde değildi işte. Başka türlü yapamıyordu. Nitekim koyduğu felç edici kısıtlamalarla da sosyalizmin gelişimine bir asır boyunca engel oldu.
Tabii ki Marx’ı, son tahlilde, söktüğümüz yere geri takmamız gerekiyor. 😀
… “O halde her ne kadar sövsem de Marx’ın ve diğerlerinin, bu önemli adamların, bu davaya kendilerini yürekten adadıklarına inanmalıyız. Hem de sıkı sıkıya.”
Sınıf savaşı ve kapitalistler.
”… Mülk sahibi ve sömüren sınıflar, ellerindeki imkânları çarçur ettiklerinin ve ortada bir adaletsizlik olduğunun ya tüm açıklığıyla farkındalar ya da bilinçaltlarında bir yerde seziyorlar. Kendilerinin yarım yamalak idrak ettikleri şeyi, aşağıdakilerin de fark edeceğinden korkuyorlar.”
Marxism’i, Elitism’i, varolan toplumsal sistemleri eleştirirken bu diyaloğu bir su sıçanıyla (Bay Su Sıçanı) yapıyor oluşu not etmeye değer kanımca.
Küçük su sıçan bu önermeyi kısa bir süre değerlendirdikten sonra aniden Bay Lammock’un devasa bir tehdit oldugunu fark etti ve büyük bir gayretle Lammock’un etkisinden sıyrıldı.
Toplumsal gruplara dair gözlemler bugün hâlâ güncel desem yanlış olmaz herhâlde.
Az çok eğitim almış orta sınıfın altındakilere henüz değinmedim bile. Bu yoksul azınlıktan ne bekleyebilirim ki?
Peki örgütlenmiş işçiler? Onlardan coşkulu bir devrim bekleyebilir miyim? Elimizde birlikte her şeyi başarabileceğimiz müthiş bir insan kitlesi var, fakat onlar da bir kitle olarak her türlü yaratıcı zekâdan men edilerek eğitilmiş. İşçilerin lideri aslında bir lider değil, bir sonuç.
Gazetecilerin yaklaşan felakete olası tepkisi üzerine.
“Tüm ofislerimizin haberi var ancak felaket tellalının haberini yayımlamak yasak.”
Kapanış.
“İnsan, yenildiğini bildigi ve bunu itiraf ettiği müddetçe yenilir. Ben ise bunu asla bilmeyecek veya itiraf etmeyeceğim.”
“Bu konuda sana katılıyorum,” dedi Tanrı, cevap beklemeden araya girerek.
“Üstümüze çöreklenen bu güçlere karşı mücadele etmeye devam edecek, asla pes etmeyeceğiz,” dedi Nuh…
İnsanlık tarihi, sosyal kuramlar, dinler tarihi gibi konuların temel okumalarını yapan biri için çok daha eğlenceli bir okuma olacağını düşünüyorum. (Ben tabii ki yapmadım o okumaları. 😀)
Sözlük: vakur ağırbaşlı (Arapça) - radde derece (Arapça) - bedbaht mutsuz, talihsiz (Farsça) - kadirşinas değerbilir, iyilikbilir (Arapça, Farsça) - sofu dinin buyruk ve yasaklarına bütünüyle uyan kimse (Arapça) - huşu alçak gönüllülük etme, Tanrı’ya karşı boyun eğme, yüreği korku içinde bulunma - teskin yatıştırma - müphem açık ve belirgin olmaksızın (Arapça) - filigran kimi kâğıtların dokusunda bulunan ve ancak aydınlığa tutulunca görülen çizgi, resim ve yazı gibi biçimler (Fransızca) - hüsnüyet hüsnüniyet, iyi niyet (Arapça) - tahripkâr yıkıcı - tarh bahçelerde çiçek dikmeye ayrılmış yer, çiçeklik (Arapça) - tumturak gösteriş, debdebe (Farsça) - muhrip küçük, hızlı giden savaş gemisi, destroyer (Arapça) - ihtiyat herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma, sakınma (Arapça) - teyakkuz uyanık olma, uyanıklık (Osmanlı Türkçesi, Arapça) - Non bis in idem aynı suçtan dolayı iki defa yargılanmama hakkı (Latince) - Nouveaux riches sonradan görme (Fransızca)
Sonbahar - 2024