Birinci Bi Dünya Kitap Grubu Kuşatması
- Sosyal Okuma
Can sıkıntımı biraz azaltmak için kitap okumaya gittiğim bir parkta, başıma insanın başına her gün gelmeyen olaylardan biri geldi.
Biraz iş yapmak üzere oturduğum bilgisayarın başında pineklerken, bu seferki işsizlik sürecimin normalden biraz daha fazla sürecebileceği fikri aklıma geldi yerleşti. İnceden bir sıkıntı çöktü içime. Açık hava çözer dedim bu işi. Dışarı çıkıp kitabımı bitireyim bari diyerek kalktım sandalyeden. Hayali yapılacaklar listemdeki tüm maddelere yine hayali birer “yapıldı” işareti koyup, çöpü de alarak evden çıktım.
“Artık genç değilim!”, “Türkiye’de yaş ayrımcılığı çok fazla!”, “Avrupa’da da eskisi gibi iş yok!” konularını kafamda farklı sıralarda döndürerek istasyona doğru yürümeye başladım.
Kurtulmak için kendimi dışarı atma sebebim olan fikirler yeniden kafamın içinde dönmeye başlayınca “acaba kitabı hangi parkta okusam” diye bir soru uydurdum. Ankara’nın peyzaj harikası parklarından Gazi Park’ı seçtim. 🌵🌴🪴 (Ankaralılar bu son cümlede dalga geçtiğimi anlamayacağı için not düşüyorum, Ankara’nın parklarıyla dalga geçtim.)
Trende gözüme az insanlı bir bölüm kestirip oraya oturdum. “Allah’ım Allah’ım, n’olur yanıma bağıra bağıra telefonla konuşan bir insan oturmasın!” diye hayli basit fakat içten bir dua okuyup kitabımı okumaya başladım.
Durağa vardım. Restoranların olduğu alandaki, yağlı ızgara kokularının arasından hızlıca sıyrılıp parkın içine girdim.
Parkta, daha önce oturduğum banka yakın, bir piknik masası buldum. Oturup biraz telefonumu kurcaladım. Sonra da kitabı okumaya geri döndüm.
Bir süre sonra önümden birileri oturduğum yere bakarak geçmeye başladı. Herhâlde oturduğum piknik masasını kibarca isteyip, akşam sefası yapmak isteyen piknikçi bir ailedir diye varsaydım. Yeri isterlerse, şu ilerideki, geçen geldiğimde oturduğum banka giderim diye düşündüm. Bunları düşünürken ilgim dağılmış, okuduklarımı unuttum. İki sayfa geriye gidip okumaya devam ettim.
Hava yavaş yavaş kararırken bu gelgitlerin sayısı da artmaya başladı. Aradan bir on dakika filan geçtikten sonra yaklaşık 50 kişilik bir insan grubu etrafımı sardı. Bir deney canlısına bakan bilim insanları gibi bana bakmaya başladılar.
Kafamı kaldırdım, hakîkaten etrafım sarılmış. Birkaç saniye birbirimize bakıştık…
Kaygı, korku, merak, yükselen nabız, … Korkan gözlerimle bir soru işareti gönderdim kalabalığa. Cevap gecikmedi:
Yanınıza oturabilir miyiz?
Altı kişilik piknik masası, elliden fazla insan, … Rasyonel benliğim kendiliğinden “hayır” cevabını yapıştırdı içerden ama dışa vuramadım korkudan. Bu sefer sesli sordum:
Hayır deme şansım var mı?
Sonra beklediğim açıklama geldi:
Biz bir kitap okuma grubuyuz. Bugün burada Ankara’daki tanışma toplantımız vardı. Sizi gördük. Sizi gruba davet etmek yerine biz size misafir olalım istedik.
Gerçekten de öyleymiş. 😄
Kısmı bir rahatlama gelse de olayın gerçekliği kafamda yaklaşık bir saat daha kendine yer bulamadı. Bu bir saat boyunca kafamın içinde “Hababam Sınıfı’nda Kemal Sunal’ı İnek Yahnisi Yaptıkları Bölüm”[1] dönüp durdu. Her sorulan soruya içimden “benim külbastım daha iyi olur” diye cevap verdim.
Sonra, piknik masasının yanına büyükçe bir çember kuruldu. Farklı sosyal gruplardan, farklı mesleklerden, ellerinde, çantalarında, akıllarında kitaplar olan insanlar getirdikleri çayları, kekleri, börekleri birbirleriyle paylaşmaya başladılar. (Bu bir tanışma toplantısı olduğu için böyle bir sosyal gündem vardı.) Ben de ne bulursam yedim içtim, kimi bulursam konuştum. Ebeveynlerimin yabancılarla ilgili verdiği bütün öğütlerin tersini yaptım yani.
Sonunda da bir hatıra fotoğrafı çektirip birbirimizden ayrıldık. Bana bir peynirli cips, bir de kitap ayracı hediye ettiler. Benimle aynı yöne giden küçük bir gruba katılıp, Bi Dünya Kitap Grubu’nu, bu anıyı, cipsimi ve kitap ayracımı çantama koyarak evime döndüm.

Evden dışarı çıktığımda, genelde canımı sıkacak bir şey olmadan geri dönemem. Kitap okumak için trende gözüme sessiz bir yer kestiririm, birisi başka boş yer yokmuş gibi gelir yanıma oturur, sesi sonuna kadar açık telefonuyla TikTik videosu izler, öbürü durakta otobüs beklerken yakar püfür püfür tellendirir sigarasını suratıma suratıma, birisi kaldırımda önüme tükürür yolun yarısını hoplaya hoplaya yürümek zorunda kalırım, birisi ırkçı/ayrımcı bir şey söyler iğrenirim ya da ben birine salakça bir söz söyler için için üzülürüm, …
Uzun zamandan sonra ilk defa eve, evden çıktığımdan daha az moralle dönmedim. Zira etrafınızda kitap okumayı seven birilerinin olması umut veren bir duygu. Hele ki bu içinden geçtiğimiz çürüme döneminde.
Eğer kitap okuyan bir insansanız, bir sosyal okuma grubuna katılmak isteyenler için “Bi Dünya Kitap Grubu” diye herkese açık, gönüllülük esaslı bir oluşum var. Altta grubun katılım formu ve internet bağlantılarını ekledim.
Kitapseverlere selamlar, teşekkürler.