Şu An Saat Kaç?
Halil Yörükoğlu - İletişim Yayınları
Bir yerde yabancı olma hissini, hissedildiği haline en yakın şekilde kısa hikâyelerle anlatan samimi bir öykü kitabı.
Ben gurbette olmak denilince aklına sadece Avrupa gelen insanlardanım. Onun da bir küçük kısmı yani. Bu kitapta kimin yabancı kimin yerli olduğu çok da belli olmayan Amerika hikâyeleri var.
Eğildim. Adam New York’un yerde yatan haliydi. Sidik, ot, bok kokuyordu.
Yazarın, kitabın girişindeki “şu an görse tanımayacağı abiye” ithaf ettiği paragraf, kitabın dili ve atmosferiyle ilgili çok şey anlatıyor diye düşünüyorum.
Amerika’ya girerken, bize, doğru sırayı tarif eden, elinde Üsküdar Belediyesi yazan bir poşet olan, şu an görsem tanımayacağım abi için…
Sadece gurbette olanın değil, geride bıraktıklarının ruh halleri de çok renkli.
“Oğlum Amerika’da hortum çıkmış, iyi misin?”
“Ta neresi senin bu geldiğin yer ay oğlum…” dedi. Ağladı ağladı ağladı.
Genç yazar, genç hikâyeler. Sade, samimi bir dil. Sanki bir çizgi roman karakteri bilmediği bir yerlerde dolaşıyor, başına türlü türlü olaylar geliyor.
Güvercin hikâyesi çok etkileyici, birçok duyguyu aynı anda ayaklandıran bir hikâye.
Hanım bir yandan ağlıyor, ben bir yandan ağlıyorum. “Keşke getirmeseydin,” diyor. “Bavulla yumurta getirilip güvercin mi çıkartılır?” diye sitem ediyor.
İnsan isteyince bir gölgeyi bile sevdiği birine benzetiyor.
Baktı baktı, “Sen Türk müsün?” diye sordu. Başımı salladım. Bir kahkaha patlattı.
Kitabın hem duygusal hem de muzip bir dili var.
En son, “Gerizekâlı mısın sen?” dedi. “Göçmenim,” dedim.
Neyim ben? Müze miyim? Kültürel faaliyet miyim? Neyim ben ha?
Kalçayı avuçladığı elini sadece ben öptüm diye düşündüm. Gülemedim de hafif öksürdüm.
Kedim Türkçe kelimeleri anlamıyordu.
Alaycı dilin yanında; yalnızlık, yabancılık, gittiği yerli olabilmek, özlem, … sıkça tekrar edilen temalar.
“Burada ölünce ne olacak acaba?” diye sordum.
“Burada kızımız olunca mı buralı olacağız?” dedim; içimden ama. Ev alınca mı? Pazar günleri hikinge gidince mi? Burada ölünce buralı olacak mıydık acaba diye düşündükçe düşündüm.
Yaşlanınca insan yalnız ölmekten korkuyor zahir. Babam da böyleydi. Kahveye de çıkmazdı son zamanlarda. O hesap.
Dükkânın tabelasında Mavi Kuyumculuk yazıyordu. Mardin Süryanisi Abay Usta’nın oğlu Habib yazmıyordu.
Burnuma burnuma geldi kardeşimin kokusu. Bir insan kardeşine iki saatten fazla uzak olmasa keşke diye başladım ağlamaya. Bahane lazımmış bana.
Hikâyelerden bir tanesi İstanbul’da, Kurtuluş’ta geçiyor. Bu sefer bir geri dönüş hikâyesi. Bir tık ağır, dramatik bir hikâye görece. Memleketine geri döndükten sonra “Peki, şimdi nerenin yabancısıyım?” sorusunu sorduran bir hikâye.
Kitap, farklı farklı karakterlerin gurbet hikâyelerinin güzel, kolay okunur, oldukça duygusal bir anlatısı. Çok gerçekçi kurgu hikâyeler.
Bir umut ses olur diye Türkçe bilen var mı dedim cevap yok. İngilizce bilen var mı dedim, ona da cevap yok.
Sözlük: ithaf adına hediye etme - muzip takılgan, insanı, şaka yollu üzecek veya uğraştıracak davranışlarda bulunmayı huy edinmiş olan - zahir elbette, kuşkusuz, şüphesiz - hiking doğa yürüyüşü (İngilizce)
Sonbahar - 2024